Şeytanı Haklı Çıkarmak
Bir tarafta iyiler diğer tarafta kötüler. Bir tarafta insanlar diğer tarafta şeytanlar. Her taraftada güçlüler, akıllılar olmak üzere bir hiyerarşik düzen bulunuyor.
İnsan karşısında şeytan nasıl haklı çıkabilir sizce ?
Öncelikle şunun anlaşılmasında fayda var. Şeytan insanoğluna düşmandır. Medya ve amerikan filmleriyle şeytanı daha üst seviyeye çıkarmaya çalışanlara kanmayın sakın.
Neymiş efendim, Tanrı ile şeytan arasında olan bir mücadeleymiş bu yaşananlar. Yahu manyakmısınız be kardeşim, şeytanıda diğer herşey gibi Allah(c.c) yaratmadı mı ? Evet.
E peki nasıl şeytan Allah'ın karşısında olabilir. Bu mümkün mü ? Şeytana sorsanız seni kim yarattı diye, ki zaten bunu kendiside söylüyor, tabi anlayana, "Beni Allah yarattı" der.
Şeytan da kendisini bir kul olarak görüyor. Ama biz insanlar bunu neden anlayamıyoruz ?
Şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Zaten şeytan "Kıyamete kadar ademoğluna/insanoğluna düşmanım." dememiş mi.
O zaman hangi kafa hangi beyin ile şeytanı Yaratıcı'nın karşısına koymaya çalışıyoruz. Komedi değil de nedir bu :)
Neyse konumuza dönelim, bu anlattıklarımızı biraz sonra kafanızın karışmasını engellemek için anlatma ihtiyacı duyduk. Şimdi bildiklerimizi bir son kez tekrarlayalım.
- İnsanı ve şeytanı da dahil herşeyi yaratan Allah'tır.
- İnsana ve herşeye rızkını veren de Allah'tır.
- Şeytan insanoğluna düşmanlığını ilan etmiş ve insanları alaşağı etmenin, rezil etmenin ve böylece insandan üstün olduğunu göstermenin amacındadır.
- Uyumayan
- Gece gündüz bizimle uğraşan
- Ömrü insanlardan uzun olan
Şeytanın işi ve amacı belli, bizleri Allah'ın emirlerinden saptırmak ve kötü olan işleri yaptırmak ve böylece Allah'ın korumasından uzaklaştığımız için DÜnya hayatının içierisinde sanki ölümsüz olarak yaşayacakmış gibi ölmek ve şeytandan daha da alt seviyeye düşmek.
Şeytan bunları bize yapmayı istiyor.
Peki Şeytan bizim Karşımızda Nasıl Haklı Çıkar
Malesef toplumumuzda çokça karşılaştığımız hatta farkında olmadan bizimde yaptığımız yanlışlıklar var. Hatta çok var böyle yanlışlar.
Örnekler ile anlatalım ve daha iyi anlaşılabilsin.
Çevremizde çok insan var birşeyi yapamadığı zaman hemen topu Yaradan'a atan. Şöyleki gözlerimizle gördüğümüz bir olay. Dİyalog aynen şöyle.
Diyalog 1:
> Hastalığın için bir başka doktora gitsen, hemen pes etmesen ?
< Yok ben Allah'a güvenmişim daha başka doktora moktora gitmem !
Bu ve buna benzer durumları hepimiz görmüşüzdür.
Diyalog 2:
> Neden hapse girdin kaç yıl yattın ?
< Ya ne anlatayım gardaş kader mahkumu olduk, kaderimizde vardı yaşadık !
Şimdi bunun gibi konuşmaları hemen hergün duyuyor yada kullanıyoruz.
Başka bir hikaye anlatalım, bilenler bilir.
Hikaye:
Uzun zaman önce bir köyde sel baskını olmuş. Önceleri kimse fazla dikkate almamış, nasılsa geçer demişler. Ama 2 gün sonra sel kesilmemiş ve köyü yaklaşık 40 cm. kadar su basmış.
Derken 3.gün köyden bazı evler göç etmeye başlamışlar. 4. gün olduğunda su seviyesi 1 metreye ulaşmış Artık insanlar evlerinden çıkamıyor ve kaçmaya kurtulmaya çalışıyormuş.
5,6 derken 7. gün olmuş ve köyde yalnızca 3 ev kalmış, 7. gün bir adamın komşusu çağırmış ve "komşu artık birinci katlar tamamen suda kaldı bizde gidelim beraber" demiş.
Adam yok komşu "Allah büyük" siz gidin ben gelmem demiş. 8. gün olmuş ve su seviyesi artık 2. kata kadar ulaşmış. Can kurtarma ekipleri zorla da olsa bir sandalla gelmişler ve adamı sandala çağırmışlar.
Adam ise, "Yok gelmeyeceğim ben Allah'a güvendim, O, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmaz" demiş. Can kurtaran ne yaptıysa adamı razı edememiş.
Diğer gün olmuş artık adamın ev tamamen suya gömülmüş ve adam çatıya kendini zor atmış. O gün bir helikopter gelmiş ve adamı kurtarmaya çalışmış, su fazla yükseldiği için fazla yaklaşamamışlar, bir halat sarkıtmışlar ve adamın halata kendini bağlamasını istemişler.
Adam ise,
"Yok ben Allah'a güvendim. Allah büyük." demiş. Halatı tutmamış bile.
Derken su yükselmiş adamı yutmuş, adam ölmüş.
Rivayet odur ki, adam Yaradan'ın huzuruna çıkmış ve üzgün bir halde Yaradan'a sormuş,
"Ey Allah'ım ben sana güvendim ama öldüm kurtulamadım neden böyle oldu ?" demiş.
Yaradan adamın anlayacağı bir şekilde ona cevabını verdirmiş.
"Ey kulum, Doğrudur sen bana güvendin, o yüzden ben sana önce komşunu gönderdim, ama sen onun sözünü dinleyerek gitmedin, sonra ben sana sandal gönderdim, sen onunla da gitmedin. Yetmedi, ben sana helikopter gönderdim, ve sen onuda kabul etmedin. Sen söyle ben daha ne yapayım ? "
Evet herkesin bu hikayeden ne anladığı hemen hemen belli. Adam Allah'tan yardım istiyor, ama sanki o yardımı, bir mucize olacak yada gökten bir melek inecek te öyle olacak gibi istiyor.
Yahu, adam; tamam sen Allah'a güvendin de, e peki bu sana gelen yardımları kim gönderdi. Adam öyle bir bekleyişte gibi kendisini görüyor ki, sanki gökten bir melek inecekti ve adamı alıp uçacak sonra o melek bir uçağa dönüşecekti, sonra İstanbul havalimanına inecekti.
Ulan adam, sen ne istiyor, ne bekliyorsun ? Allah'tan yardım istiyorsun ama gelen yardımları kabul etmiyorsun. Sanki o gelen yardımlar başkasından geliyor.
Ey insan sen ne istiyorsun, sen ne istediğini biliyor musun ?
Şimdi diyeceksiniz ki, konuyla ne alakası var bunun. Şeytan burada nasıl bir haklı çıkma elde etti.
Anlatalım efendim.
Efendim şimdi Şeytanı kötü çocuk ve insanı da iyi çocuk olarak düşünelim. Şimdi iyi çocuk Allah'tan birşey istiyor ama bunun için emek harcamıyor, yada kendine geleni görmüyor ve kısayoldan Allah benim içimi biliyor derse ve başka bir emek harcamazsa ve bunlara rağmen Allah iyi çocuğa istediğini verirse, o zaman kötü çocuk,
Allah'ım bu senden bunu istemedi, ve hatta senin ona verdiğin için emek dahi harcamadı ama Sen ona istediğini verdin, bu bana haksızlık olmaz mı ?
derse ne olacak. Bakın şeytan haklı duruma çıktı.
Şimdi çevremizde görüyoruz hep kullanılan kalıp sözler var.
Dua etmek, Allah'tan istemek için arkadaşlar ne kadar emek harcıyoruz ki. Düşünün bir an içimizden geçiyor, düşünmüyor, ağzımızla dahi söylemiyoruz ama o da dua sayılıyor.
Ama çoğu insan bunu bile zahmet edip yapamıyor. Doğru dürüst dua etmeye bile yanaşmıyor. Hemen kestirip atıyor.
Allah herşeyin hayırlısını versin.
Yahu Allah zaten hayırlı olanı verir, biz hayırsız olanı istemedikten sonra.
Şimdi dua etmek sadece dil ile olmuyor. Mesela insanlar birşey için çalışıyor, uğraşıyor, uykusuz kalıyor ve Allah bu kulunun birşeyi istediğini biliyor. Bunu yaptığı çalışmalar ile gösteriyor kul. Bu da bir duadır.
Kimse başına hayırsız bir olay gelmesini istemez, ama zina yapan bir insanın başına ne gelmesini bekliyorsunuz. Zina yapan insan yaptığı işlevlerle aslında Allah'tan hayırsız olanı istiyor. Ve sonucuna da katlanması gerekiyor.
Şimdi biz herşeyi kestirip atarsak, Allah'tan isterken bile ya Allah içimi biliyor dersek o zaman olmaz. İstediğimiz şeyi doğru dürüst bir şekilde akıllıca Allah'tan istememiz gerekiyor.
Açık seçik olarak dua etmemiz gerekiyor. Şimdi diyeceksiniz ki Allah bilmiyor mu bizim ne istediğimizi. İstediğimiz şey, fiziksel güç gerektiriyorsa o zaman fziksel olarak çalışmalıyız, yılmadan pes etmeden, yok manevi bir şey istiyorsak o zaman da gerektiği gibi çalışmalıyız, ki hakedelim.
Evet biliyor, ama ona bakarsanız Şeytan'da yaptıklarıyla Allah'tan hakkımızda hayırsız olanları istiyor, o zaman onunda istediklerini versin. Değil mi ?
Şeytan bizim hakkımızda hayırsız olanların olması için çalışıyor, uyumuyor sürekli çalışıyor. Ama biz ne yapıyoruz, hiç birşey yapmadan Allah bizim içimizi biliyor diyoruz.
Allah bizim içimizi biliyor, ama istediğimizi görmek istiyor, emeklerimizi görmek istiyor.
Yarın şeytan çıkıpta;
Allah'ım bu kulun hiç bir gayret etmedi, çalışmadı, emek etmedi, ama ben bu kulununu saptırmak için gece gündüz uğraştım, emek ettim, hepimizin rızkını veren sensin muhakkak, ama bu kulunnun tembelliği neden benim emeklerimden üstün oldu derse o zaman ne olacak ?
İşte eğer biz emek eder, çalışır ve adam gibi dua edersek, o zaman şeytanın söyleyecek birşeyi kalmaz.
Unutmayalım, Şeytanında rızkını Allah verir. Herşeyin olduğu gibi. Sonuç olarak şeytan ne kadar bizi saptırmak için uğraşırsa biz ondan daha fazşa uğraşmalıyız ki, sapkınlığa düşmeyelim.
O zaman herkes çıksın ve,
Allah'ım hakkımızda herşeyin hayırlısını ver diyelim.
Olsun bitsin, sizce bu mantıklı mı ?
Adama sormazlar mı "Sen herşeyin hayırlısını hakedecek ne yaptın ki ?".
